8 Nisan 2024 Pazartesi - 10:03
Öneriler:
Anasayfa / A ile başlayan kelimeler / A ile başlayan 4 harfli kelimeler
a ile başlayan 5 harfli kelimeler

A ile başlayan 4 harfli kelimeler

  • AKMA
  • AKNE
  • AKOR
  • AKSE
  • AKSİ
  • AKSU
  • AKUR
  • AKUT
  • AKVA
  • ALAN
  • ALAY
  • ALAZ
  • ALÇI
  • ALDI
  • ALEM
  • ALET
  • ALEV
  • ALFA
  • ALGI
  • ALIÇ
  • ALIK
  • ALIM
  • ALIN
  • ALIŞ
  • ALİL
  • ALİM
  • ALLI
  • ALMA
  • ALPU
  • ALTI
  • ALTO
  • AMAÇ
  • AMAL
  • AMAN
  • AMCA
  • AMEL
  • AMFİ
  • AMİL
  • AMİN
  • AMİP
  • AMİR
  • AMİT
  • AMMA
  • AMME
  • AMOR
  • AMUT
  • ANAÇ
  • ANAL
  • ANAM
  • ANCA
  • ANIK
  • ANIT
  • ANIZ
  • ANİF
  • ANKA
  • ANMA
  • ANNE
  • ANOT
  • ANUT
  • ANÜS
  • AORT
  • APAK
  • APAŞ
  • APAZ
  • APEL
  • APIŞ
  • APRE
  • APSE
  • ARAÇ
  • ARAF
  • ARAK
  • ARAP
  • ARAZ
  • ARDA
  • ARGO
  • ARIK
  • ARIŞ
  • ARIZ
  • ARİF
  • ARKA
  • ARLI
  • ARMA
  • ARPA
  • ARSA
  • ARŞE
  • ARTI
  • ARUZ
  • ARYA
  • ARZU
  • ASAL
  • ASAP
  • ASAR
  • ASES
  • ASIK
  • ASIL
  • ASIM
  • ASIR
  • ASİL
  • ASİT
  • ASKI
  • ASLA
  • ASLİ
  • ASMA
  • ASRİ
  • ASYA
  • AŞAR
  • AŞÇI
  • AŞIK
  • AŞIM
  • AŞIT
  • AŞİR
  • AŞMA
  • AŞOZ
  • ATAK
  • ATAŞ
  • ATÇI
  • ATEH
  • ATEL
  • ATEŞ
  • ATIF
  • ATIK
  • ATIL
  • ATIM
  • ATIŞ
  • ATİK
  • ATKI
  • ATLI
  • ATMA
  • ATOL
  • ATOM
  • AVAL
  • AVAM
  • AVAR
  • AVAZ
  • AVCI
  • AVLU
  • AVRO
  • AVUÇ
  • AYAK
  • AYAL
  • AYAN
  • AYAR
  • AYAŞ
  • AYAZ
  • AYÇA
  • AYET
  • AYIK
  • AYIN
  • AYIP
  • AYIT
  • AYİN
  • AYLA
  • AYLI
  • AYMA
  • AYNA
  • AYNI
  • AYNİ
  • AYOL
  • AYRI
  • AYVA
  • AZAP
  • AZAR
  • AZAT
  • AZCA
  • AZIK
  • AZIŞ
  • AZİL
  • AZİM
  • AZİT
  • AZİZ
  • AZMA
  • AZOL
  • AZOT
  • AZEL
  • APİA

A İle Başlayan 4 Harfli Bazı Kelimelerin TDK Anlamları

ABAT

Bayındır.

Şen, rahat.


ABES

Gereksiz, yersiz, boş.

Akla ve gerçeğe aykırı.

Gereksiz bir biçimde.


ABİS

Okyanusların güneş ışığının ulaşamadığı derin yerleri.


ABLA

Bir kimsenin kendisinden büyük olan kız kardeşi.

Büyük kız kardeş gibi saygı ve sevgi gösterilen kız veya kadın.

Genelev veya randevuevi işletmecisi kadın, çaça, mama (II).

Erkeklerin kız veya kadınlara seslenirken söyledikleri söz.


ABLİ

Yatay serenlerin ucuna bağlı bulunan ve bunları sağa, sola veya ortaya çevirmek için yararlanılan halat veya palanga.


ABRA

Dara.

Denge.

Bir değiş tokuşta üste verilen şey.

Angarya, yük.


ABUK

Saçma (söz, kişi, davranış).


ABUS

Somurtkan (kimse).

Çatık, asık (yüz).

Garip, acayip.


ACAR

Atılgan.

Güçlü ve becerikli, çevik, enerjik.

Yeni.


ACEM

Klasik Türk müziğinde mi notasına yakın bir perde.

İranlı.

İranlı ülkesi.


ACEP

Acaba.


ACİL

Hemen yapılması gereken, ivedi, ivedili, evgin, müstacel.


ACİZ

Gücü bir işe yetmez olanın durumu, güçsüzlük.

Beceriksizlik.

Kişinin ve kuruluşun borcunu vaktinde ödeyememesi durumu.

Gücü bir işe yetmez olan, güçsüz.

Beceriksiz.

Güçsüz veya beceriksiz bir biçimde.

Alçak gönüllülük gösteren kimsenin kendisinden söz ederken söylediği söz.


ACUL

Aceleci.

Hızlı, çabuk.


ACUN

Dünya.


ACUR

Kabakgillerden, kabuğu çizgili ve tüylü, yeşil veya sarımtırak, üzeri yeşil lekeli, irice bir meyve (Cucumis flexuosus).


ACYO

Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark.

Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.

Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat.


AÇAN

Oynak kemiklerin arasındaki açıları genişletmeye yarayan kasların genel adı, büken karşıtı.


AÇAR

Anahtar.

Ön içki.


AÇIK

Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı.

Engelsiz, serbest.

Örtüsüz, çıplak.

Boş.

Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal.

Aralığı çok.

Çalışır durumda olan.

Kolay anlaşılır, vazıh.

Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen.

Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.

Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı.

Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.).

Belirgin bir biçimde.

Bir gereksinimin karşılanamaması durumu.

Belli bir yerin biraz uzağı.

Denizin kıyıdan uzakça olan yeri.


AÇIM

Açma, açılış, küşat.


AÇIŞ

Açma işi.


AÇIT

Bir duvarda kapı, pencere, kemerleme vb. bölümler için bırakılmış açıklık.


AÇKI

Bir cismin yüzeyi üzerinde sert bir madde veya bir araç sürterek onu düzleştirip parlatma, perdah.

Demircilikte delik büyütmekte kullanılan araç.

Anahtar.

Her türlü açma aracı.


AÇMA

Açmak işi.

Orman içinde ağaç kesme veya yakma yoluyla tarıma elverişli bir duruma getirilen arazi.

Bir tür susamsız, kalınca, yağlı çörek.


ADAK

Adanılan şey, nezir.


ADAM

İnsan.

Erkek kişi.

Birinin yanında bulunan ve işini yapan kimse.

Birinin yararlandığı, kullandığı kimse.

Daima birinin yanında olan, onu destekleyen, isteklerini yerine getiren kimse.

Görevli kimse.

İyi huylu, güvenilir kimse.

Bir alanı benimseyen kimse.

Eş, koca.


ADAP

Töre.

Yol yordam.


ADAŞ

Adları aynı olanlardan her biri.


ADAY

Bir görev, bir iş için kendini ileri süren veya başkaları tarafından ileri sürülen kimse.

Bir iş için yetiştirilmekte, eğitilmekte olan kimse, namzet.


ADCI

Adcılık öğretisine bağlı (kimse), isimci.


ADEM

Yokluk.

Dinî inanışlara göre dünya üzerindeki ilk insan, Âdem Baba.

İnsan, insanoğlu, adam.


ADET

Sayı.

Tane.

Görenek.

Alışkanlık.

Topluluk içinde eskiden beri uyulan kural, töre.

Aybaşı.


ADIL

Zamir.


ADIM

Yürümek için yapılan ayak atışlarının her biri.

Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe.

Girişim, hamle.

Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol.

Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap.

Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi.

İki diş arasındaki aralık.


ADİL

Adaletle iş gören, adaletten, doğruluktan ayrılmayan, hakkı yerine getiren, adaletli.


ADLI

… adını taşıyan, isimli.

Ünlü, isimli.


ADLİ

Adaletle ilgili.


AFAK

Ufuklar.


AFAL

Şaşkın, dağınık, ne yapacağını bilmez.


AFAT

Afetler.


AFET

Çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu yıkım.

Kıran.

Çok kötü.

Güzelliği ile insanı şaşkına çeviren, aklını başından alan kadın.

Hastalıkların dokularda yaptığı bozukluk.


AFİF

İffetli (erkek).


AFİS

Gümüş balığının küçüğü.


AFİŞ

Bir şeyi duyurmak veya tanıtmak için hazırlanan, kalabalığın görebileceği yere asılmış, genellikle resimli duvar ilanı, ası.


AGAH

Bilen, bilgili.

Haberli.


AGEL

Arap erkeklerinin kefiyelerinin üzerine bağladıkları, yünden örülmüş kalın çember bağ.


AGOP

“Aptal aptal bakmak”`” anlamındaki Agop’un kazı gibi bakmak deyiminde geçen bir söz.


AGUŞ

Kucak.


AĞAÇ

Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki.

Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan.

Tahta, kereste.


AĞCI

Ağ ile balık tutarak geçinen kimse.


AĞDA

Kaynatılarak çok koyu ve yapışkan bir macun durumuna getirilen pekmez veya limonlu şeker eriyiği.

Şekerle yapılan ürünlerin hazırlanması veya beklemesi sırasında şekerin ulaştığı koyuluk.


AĞIL

Evcil küçükbaş hayvanların barındığı çit veya duvarla çevrili yer, arkaç.

Hale.

Bazı görüntülerdeki çok ışıklı cisimleri çevreleyen ışıklı teker.


AĞIM

Ayağın üstündeki tümsek yer.


AĞIN

Elâzığ iline bağlı ilçelerden biri.


AĞIR

Tartıda çok çeken, hafif karşıtı.

Çapı, boyutu büyük.

Yavaş.

Yoğun.

Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak).

Değeri çok olan, gösterişli.

Çetin, güç.

Ciddi.

Sıkıntı veren, bunaltan.

Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı.

Ağırbaşlı, ciddi.

Keskin, boğucu (koku).

Kısık, alçak.

Davranışları yavaş olan.

Sindirimi güç (yiyecek).

Ağır sıklet.

Yavaş bir biçimde.


AĞIŞ

Ağma işi.

Su buharının ve başka gazların yerden havaya doğru çıkışı, yağış karşıtı.


AĞIT

Ölenin iyi niteliklerini, ölümünden duyulan acıyı dile getiren söz veya ezgi.

Gelinin arkasından niteliklerini anlatan söz veya ezgi.

Ölen bir kimsenin gençliğini, güzelliğini, iyiliklerini, değerlerini, arkada bıraktıklarının acılarını, büyük felaketlerin acılı etkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazılan yazı, sagu, mersiye.


AĞIZ

Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ.

Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü.

Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı.

Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap.

Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı.

Çıkış yeri.

Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak.

Kesici aletlerin keskin tarafı.

Üslup, ifade biçimi.

Uç, kenar.

Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili.

Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü.

Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü.


AĞLI

Ağı bulunan.

Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri.


AĞMA

Ağmak işi.

Akan yıldız.


AĞRI

Türkiye’nin Doğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan illerinden biri.

Vücudun herhangi bir yerinde duyulan şiddetli acı.


AĞSI

Ağ görünüşünde olan, ağ gibi örülmüş olan.


AHAR

Hattatların kâğıt cilalamak için kullandıkları nişasta ve yumurta akından yapılan özel bir karışım.


AHÇI

Bkz: Aşçı.


AHDİ

Antlaşmaya göre olan, antlaşma gereği olan.


AHIR

Evcil büyükbaş hayvanların barındığı kapalı yer, hayvan damı.


AHİR

Son, sonraki.

Sonra, en sonra, sonunda.


AHİT

Kendi kendine söz vererek bir işi üzerine alma, ant.

Antlaşma.

Devir, zaman.


AHİZ

Alma.

Kabul etme.


AHŞA

Bağır.


AİLE

Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik.

Aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü.

Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü.

Eş, karı.

Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü.

Temel niteliği bir olan dil, hayvan veya bitki topluluğu, familya.


AJAN

Casus.

Bir kimsenin, bir ortaklığın veya bir devletin bazı işlerini yapan kimse, temsilci.


AJUR

Delikli örgü, gözenek.


AKAÇ

Bir yerde birikip kalan sıvıları, bir işlem sonunda geriye kalan artıkları, gereksiz nesneleri dışarıya akıtmak için kullanılan boru vb. araç.

Kanal, ark, su yolu.

Yer altı su oluğu.


AKAK

Yatak.

Irmak, dere, çay, küçük akarsu.

Suyun ivinti yeri.

Eğimi, inişi fazla olan yer.


AKAR

Kiraya verilerek gelir getiren ev, dükkân, tarla, bağ vb. mülk, akaret.

Halı, koltuk, yatak vb. yerlerde ve nemli ortamlarda yaşayan, astıma yol açabilen, insan vücudundan dökülen deri tozlarıyla ve parçacıklarıyla beslenen bir tür canlı.

Sıvı, mai, likit.


AKÇA

Oldukça beyaz.

Akçe.


AKÇE

Küçük gümüş para.

Her tür madenî para, akça.


AKIL

Düşünme, anlama ve kavrama gücü, us.

Öğüt, salık verilen yol.

Düşünce, kanı.

Bellek.


AKIM

Akma işi.

Hava, su vb. akışkan maddelerin veya elektrik yüklerinin belli bir yönde akışı, yer değiştirmesi, cereyan.

Sanatta, siyasette, düşünce hayatında ortaya çıkan yeni bir görüş, yöntem, hareket, cereyan, tarz.

Debi.


AKIN

Kalabalık bir şeyin arkası kesilmeyen bir geliş durumunda olması.

Düşman topraklarına tedirgin etme, yıldırma, çapul vb. amaçlarla toplu olarak yapılan baskın.

Gol atmak veya sayı yapmak amacıyla karşı takımın sahasına doğru genellikle topluca girişilen hücum.

Kazak ve Kırgız Türklerinin saz şairlerine verdiği ad.


AKIŞ

Akma işi.

Geçip gitme, sürüp gitme.

Belirlenen biçimde, kurallarına ve doğasına uygun olarak gerçekleşme.

Akın.


AKİK

Kalseduan kuvarsının bir türü olan, yüzük taşı, mühür vb. yapmakta kullanılan, türlü renklerde, yarı saydam, parlak ve değerli bir taş.


AKİL

Akıllı.


AKİM

Kısır, verimsiz, döl veremeyen.

Sonuçsuz, başarısız.


AKİS

Işık veya ses dalgalarının yansıtıcı bir yüzeye çarparak geri dönmesi, yansıma, yankı.

Bir cismin parlak bir yüzeyde görünmesi.

Bir şeyin başka bir şey üzerinde yarattığı etki.

Evirtim.

Evirme.


AKİT

Sözleşme.

Nikâh.

Bağıtçı.


AKLI

Beyazı bulunan, beyaz renkli.


AKLİ

Akılla ilgili, akla dayanan, akılsal.


AKMA

Akmak işi.

Reçine, çam sakızı, akındırık.


AKNE

Yağ bezlerinin deri üzerinde oluşturduğu iltihaplı sivilce.


AKOR

Üç veya daha çok sesin bir arada tınlaması.


AKSE

Hastalık nöbeti, kriz.


AKSİ

Ters, zıt, karşıt, olumsuz, menfi.

Uygun olmayan.

İnatçı, hırçın, huysuz.


AKSU

Katarakt.

Isparta iline bağlı ilçelerden biri.

Antalya iline bağlı ilçelerden biri.


AKUR

Azgın, şiddetli.

Kudurmuş, kuduz, kuduruk.


AKUT

İveğen.


AKVA

Bir tür sırmalı ve köstekli bıçak.


ALAN

Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha.

Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran.

Yüz ölçümü.

Eski Roma’da açık hava gösterisi yapılan geniş yer.

Bir çalışma çevresi.

İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası.

Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü.

Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha.


ALAY

Herhangi bir törende veya gösteride yer alan topluluk.

Bayram, cenaze vb. törenlerde sıralı olarak giden insan topluluğu, kortej.

Hayvan topluluğu.

Genellikle üç tabur ve bunlara bağlı birliklerden oluşan asker topluluğu.

Bir kimsenin, bir şeyin, bir durumun, gülünç, kusurlu, eksik vb. yönlerini küçümseyerek eğlence konusu yapma.


ALAZ

Alev, yalaz.


ALÇI

Alçı taşının pişirilip toz durumuna getirilmesinden elde edilerek yapılarda, sanatta, mimarlıkta ve dişçilikte kullanılan madde.


ALDI

`söylemeye başladı` anlamında kullanılan bir söz.


ALEM

Bayrak.

Minare, kubbe, sancak direği vb. yüksek şeylerin tepesinde bulunan, madenden yapılmış ay yıldız veya lale biçiminde süs, ayça.

Simge.

Evren.

Dünya, cihan.

Aynı konu ile ilgili kimseler.

Bu kimselerin uğraşlarının bütünü.

Belli bir gruptaki canlıların bütünü.

Durum ve şartlar.

Herkes, başkaları.

Ortam, çevre.

Kendine özgü birçok niteliği bulunan şey.

Farklı davranış içinde bulunan kimse.

Eğlence.


ALET

Bir el işini veya mekanik bir işi gerçekleştirmek için özel olarak yapılmış nesne.

Bir sanatı yapmaya, uygulamaya yarayan özel araç.

Bir makineyi oluşturan ve işlemesine yardım eden parçalardan her biri.

Maşa.


ALEV

Yanan maddelerin veya gazların türlü biçimlerdeki ışıklı uzantısı, yalım, yalaz, alaz, şule.

Sıcaklık.

Kıvılcım.

Mızrak uçlarına takılan küçük bayrak, flama.

Aşk ateşi.


ALFA

Yunan alfabesinin birinci harfi.

Kuzey Afrika’da ve İspanya’da yetişen ve kâğıt, ip, halı yapımında kullanılan bir bitki (Stipa tenacissima).


ALGI

Bir şeye dikkati yönelterek o şeyin bilincine varma, idrak.

Kazanç, alacak.

Rüşvet.

Vergi.

Haşhaş sütünü toplamakta kullanılan kaşık.


ALIÇ

Hünnapgillerden, kırlarda kendiliğinden yetişen, hekimlikte ve boyacılıkta kullanılan, sert odunlu bir ağaç, gövem eriği, geyik dikeni, akdiken (Crataegus monogyna).

Bu ağacın mayhoş yemişi.


ALIK

Sersem olan, budala, ebleh.


ALIM

Alma işi.

Kurum, çalım, gurur.

Çekicilik.


ALIN

Yüzün, kaşlarla saçlar arasındaki bölümü.

Bazı şeylerin önü, ön yüzü.

Karşı.

Bir ocakta her türlü ayak, galeri, baca, kuyu ve yolun ilerletilmekte olan yüzeyi.


ALIŞ

Alma işi.


ALİL

Hastalıklı, sakat.


ALİM

Bilen.

Bilgin.


ALLI

Üzerinde al renk bulunan.


ALMA

Almak işi, ahiz, derç, ittihaz, kabız.

Bir iş adamının veya profesyonel sporcunun para karşılığı başka bir işe veya kulübe geçmesi, transfer.


ALPU

Eskişehir iline bağlı ilçelerden biri.


ALTI

Beşten sonra gelen sayının adı.

Bu sayıyı gösteren 6 ve VI rakamlarının adı.

Beşten bir artık.

ALTO

Kontralto

AMAÇ

Ulaşmak istenilen sonuç, maksat, meram.

Gaye.

Hedef.

Bir kimseye veya bir kurula verilen özel amaçlı görev, misyon.

AMAL

İşler, işlemler.

AMAN

Yardım istenildiğini anlatan bir söz.

Bir suçun bağışlanmasının istendiğini anlatan bir söz.

(ama:n) Usanç ve öfke anlatan bir söz.

Rica anlatan bir söz.

Dikkat çekmek için kullanılan bir söz.

Çok beğenmeyi anlatan bir söz: Aman ne güzel şey! Bu anlamda kullanıldığında buna da edatı da getirilebilir.

Şaşma anlatan bir söz.

AMCA

Babanın erkek kardeşi, baba yarısı, emmi.

Yaşlı erkeklere saygı için kullanılan bir seslenme sözü.

AMEL

Yapılan iş, edim, fiil.

Bir kimsenin dinin buyruklarını yerine getirmek için yaptıkları.

İshal.

AMFİ

Amfiteatr.

Sıraları arkaya doğru basamaklı olarak yükselen büyük derslik.

AMİL

Etken, etmen, sebep, faktör.

AMİN

Amonyaktaki hidrojen yerine, tek değerli hidrokarbonlu köklerin geçmesiyle oluşan ürünlerin genel adı.

`Öyle olsun, Allah kabul etsin` anlamlarında, duaların arasında ve sonunda kullanılan bir söz.

AMİP

Amipler takımından, vücudunun biçim değiştirmesiyle oluşan geçici kollar veya ayaklar üzerinde sürünerek yer değiştiren, tatlı ve tuzlu sularda yaşayan bir hücreli canlı (Amoeba).

İlginizi Çekebilir

İlginizi çekebilir

a ile başlayan 10 harfli kelimeler

A ile başlayan 10 harfli kelimeler

A ile başlayan 10 harfli kelimeler ve anlamları bu sayfamızda ayrıntılarıyla derlenmiştir.